DERGİDEN
  • ORADA Muhammet Safa

    Hiç gidemeyeceğin bir yer,
    Mesela bir Paris düşün
    Sinema salonunda Fransız filmi,
    17 numaralı salon 89uncu koltuk
    Ter kokusu, insanı hatırlatan.

  • Edebiyat Ortamı Yeni Sayı Ocak-Şubat 2010

    EDEBİYAT ORTAMI'NDAN
    Edebiyat Ortamı, ikinci yılını bu sayıyla tamamlıyor. Yirmi dört ay ve on iki sayı. Bir tarafıyla az. Bir tarafıyla hiç de az değil.
    Bu sürede iki şey oldu: Pek memnun edici bir sayı olmasa da sabit bir okur kitlesi oluştu. Birincisi, bu. Önemli. İkincisi, nitelik ve yayın periyodu açısından dergiye karşı okurda bir ‘güven’ oluştu. Bu, daha da önemli. Bu tespitlerimizin bir kısmı sezgisel, bir kısmı gelen tepkilere dayanıyor, bir kısmını da elimize ulaşan satış rakamlarından çıkarıyoruz. Umarız artarak devam eder. 

  • UNUTUŞ Kübra Bilgin

    ne kadar da büyük kürsünün elleri
    sıktın mı kırmızı damarlar boşaltan
    duyunca sağır bırakan 
    ne kadar da küçük sözlerim

  • GÜNCELİN TARİHİ ÜZERİNE KISA NOTLAR Mustafa Aydoğan

    30. Yedi İklim dergisi 24. yılına girmiş. Az bir süre değil. Şu koca ülkede saysak kaç dergi vardır ki bu yaşa ulaşmış! 
    İniş-çıkışlar yaşadı Yedi İklim. İlk yıllarındaki nitelikli tutumunu sürekli hâle dönüştüremedi. Periyodunda aksamalar oldu. Hatta kimi zaman çıkıp çıkmadığı konusunda bile kuşkular duyduk. Ama ne olduysa oldu son bir-iki yılda yeniden kendini toparladı. Bir düzene girdi. Ayın ilk günlerinde kitapçılardaki yerini almaya başladı. 
    Yedi İklim ‘sıcak’, ‘kalbî’ bir dergi. Bu özelliğini en zayıf zamanlarında bile korudu. Kapısının eşiğinde asık surat barındırmadı. Sıcaklık, kalbîlik… Dergicilikte önemlidir bunlar. Dergi sadece edebiyat ‘yapmaz’, insan da ‘oluşturur’. 
    Yedi İklim’e uzun ömürler diliyorum. 
    A. Haydar Haksal’a selam! 

  • KISA VE AĞRILI Emre Döğer

    2 numaralı kuledeyim saat 23.59. 
    Zaman doldu. 
    O gün için tam olarak 8 saat nöbet etmiş toplam.
    00.04.
    Diğer iki saatin nöbetçisi ve çavuş geldi.
    Aşağı indim.
    Tabanlarım ağrıyor. 
    Askerlik bu işte diyorum "kısa ve ağrılı".
    Çavuş önümde, arkamda üç er daha var.
    Çavuşu da sayarsam-ki o da yorulur bilirim-2 ağrılı 3 uykulu asker karanlıkta 
    Silahın taşınma sesi, bot sesi, öksürenler...
    Ve bitip tükenmeyen iç seslerim.