İnsan Kendine de İyi Gelir- Ahmet Büke

                                                                                                   

“İşte insan böyledir. Bile bile aldanmayı iyi bilir. Ama insan kendine de iyi gelir.”


                İnsan Kendine de İyi Gelir Ahmet Büke'nin On8 Blog'da her hafta yayınlanan öykülerinin derlenmesiyle ortaya çıktı. Bu kitap Ahmet Büke’nin ikinci tefrika kitabı. Önceki kitabı Mevzumuz Derin de On8 Blog'da parça parça yayınlanmış, daha sonra kitaplaştırılmıştı. Bu kitap da aynı şekilde her pazartesi Blog’da yazılan kısa öykülerden bir seçki oluşturulmasıyla hazırlandı.

                Kitap otuz sekiz kısa öyküden oluşuyor. Öyküler yaklaşık dört-beş sayfalık. Ve birbiriyle iyi bir bütünlük oluşturacak şekilde kaleme alınmış. Hatta o kadar ki her bir kısa öyküyü bir romanın bölümleri olarak bile değerlendirebiliriz. Bütün öykülerde anasız babasız, aile büyükleriyle yaşayan bir çocuğun gözünden bir mahalle anlatılıyor. Bir mahalle derken bunun içinde mahalle kavgaları, garip mahalle sakinleri, bu mahalleye sirayet eden siyasi olaylar vs var. Yani çok farklı maceralar var şüphesiz. Ama bunların hepsi kahramanımızın İzmir’deki yaşadığı mahallede cereyan ediyor. Bu mahalle çok sıcak, samimi bir mahalle. Sakinleri de öyle üstelik. Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat, Berber Kazım hepsi o kadar bizden o kadar gerçek ki… Bir sorunumuz olduğunda bir koşu Arap Hatçam Teyze’ye gitmek istiyoruz. Ya da Bakkal Nihat’a koşup veresiye yazdırmak istiyoruz. Mahallemiz aynı zamanda değişik bir mahalle, farklı ritüelleri var. Ama en önemlisi daima dayanışma içinde olan bir mahalle bu.

                İlk öykülerde henüz bir çocuk ana karakterimiz. Babaannesi ve dedesiyle yaşayan bir çocuk. Öyle ki onlara çok bağlı, onlarsız yapamayan bir çocuk. Daha sonra bu çocuğun büyümesine, gençlik dönemine tanıklık ediyoruz. Giderek yalnızlaşmasına… İsmi Ahmet. Bunu son öykülerden birinde karıncalara yazdığı bir mektuptan anlıyoruz. Sadece orada ismi geçiyor kahramanımızın. İsminin Ahmet olması da hemen öykücüyü akla getiriyor doğal olarak. Ahmet Büke de İzmir’de yaşıyor. Kitaptaki öykülerin Ahmet Büke’nin çocukluk-gençlik anılarından hareketle yazıldığını anlamak çok güç olmasa gerek.

                Diğer karakterler ise neşeli sevecen bir dede, babaanne ve diğer mahalle sakinleri. Ayrıca Dev-Genç Suzi ve Bandini gibi hayli ilginç yan karakterler var kitapta. Bandini karakterinin biraz üzerinde durmak istiyorum. Bandini ölüm sonrası yaşam hizmeti veriyor. Yani yakını ölenlere destek veriyor. Bandini kahramanımızın kapısını çalıp yemeden içmeden kesilen kahramanımıza yemek yapıyor, korserveler hazırlıyor. Kitapta bunun gibi sıra dışı kişiler ve olaylar var. Polisleri peşine takan fındıkfaresi Z., mahalleden ayrılıp canını kurtaran eşek Şadi, kahramanımızın mektup yazdığı karıncalar bunlardan birkaçı. Böyle gerçeküstü öğelere ve yer yer şehir efsanelerine rastlıyoruz kitapta. Ancak bunlar o kadar normal bir şekilde anlatılıyor ki komik durumlar ortaya çıkabiliyor.

                Öykülerde 1970’li yıllar anlatılıyor. Bir çocuğun, bir gencin gözünden anlatılan öykülerde politik olaylar da cereyan ediyor. Bunu kahramanımız mizahla karışık bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden yer yer okuyucuyu gülümsetmeyi başarıyor. Ancak bu politik olayların tabii ki acı yanı çok ağır basıyor. Henüz küçük bir çocukken kahramanımızın anne babasının nasıl öldürüldüğünü sorduğunu görüyoruz. Babaannesi “Annen bir melek değildi. Baban da çok haylazdı” diyor. Dedesi ise torununu maça götürüyor ve torununun anne babasının bu stadyumda 90 gün tutulduğunu söylüyor.
“-Sonra?
Dedem sonrasını anlatmadı.

Dede dedim. “Peki, söylemiyorsun ama anladım, ikisini de orada öldürdüler. Neden hiç mezarlığa gitmiyoruz?
Dedem konuşmadı.

Sizi bilmem de futbolu, yeşil sahaları falan hiç sevmem ben.”

                Bir yandan böyle kalbe dokunan bir yanı var öykülerin. Yeri geliyor gülümsüyorsunuz, yeri geliyor hüzünleniyorsunuz. İlk öykü evin yüklüğünde başlıyor ve son öykü o yüklükte bitiyor. Başladığı yere geri dönüyor yani Ahmet. Bize ise şu söz kalıyor geriye:

“Öykücü öyküsünde ölür, anlattıkları kalır.”

 

Sayfa Sayısı: 200
Baskı: Eylül 2015
Yayınevi: On8 Kitap