Kureyş'in Kurtları- İnan Çetin

Kureyş'in Kurtların - İnan Çetin

YKY

BASKI YILI: ŞUBAT 2015

SAYFA SAYISI: 76

İnan Çetin 1966 yılında doğdu. 2015 yılında Kureyş'in Kurtlarını yazdı. Ölümden bahsetti. Her sayfasında ölümden bahsetti. Öykülerini sihirli bir şekilde anlattı. O kadar sihirli ve gizemli anlattı ki bütün hikâyeleri bütünüyle gerçek sandık. İçimize işledi. Ardına okurlarına pamuk ipliği ciddiliğinde sundu. Sonra şöyle dedi: ''Geçmiş hassastır, ilgi göstermezsen çürür.''

Bu seneki Yunus Nadi öykü ödülüne (2016) layık görülen kitap, altı hikâyeden oluşuyor. Kitapla aynı adı taşıyan birinci ve en uzun öyküsü Kureyş'in Kurtları, Dede İbrahim Sani'nin anlattıklarıdır.  Her an hikmetli, mistik bir söz söyleyecekmiş gibi duran İbrahim Sani, torununa, - yani anlatıcı-  ''Bir insanın toprağa gömülmesi mi, gömülmemesi mi iyidir?'' sorusuyla öykünün asıl başlangıcını yapmış oluyor. İbrahim Dede bunları anlatırken aslında Kesedar Aslan'ın anlattıklarını anlatıyordu anlatıcıya. Burada postmodernizmin anlatı çerçevesi dahilinde kendisini açıklayabildiği, düşsel bir anlatıya çıkıveriyordu.  Geçmişle uğraşmanın bir faydası olmadığı Horoz Tepesi'nde -diğer adıyla Melekler Tepesi-  ölü bedenlerin bu tepeye bırakılarak Kureyş'in Kurtları tarafından cesetlerin alınmasından bahsediliyor, kutsal sayılan bu tepe kurtların beyaz bir meleğe dönüşü ve ölüleri gökyüzüne doğru yükselterek bu dünyadan götürülüşünü konu alıyor. Ve bir gün İbrahim Dede bu dünyada daha fazla zamanının kalmadığının da düşüncesiyle torununa vasiyet verir. Bu vasiyetinde gömülmek istemeyip Horoz Tepesi'ne bırakılmasını söyler. Eğer günahı yoksa zaten Kureyş'in kurtları onu buralardan alıp götürecek. Götürmezse günahı çoktur. Vakit gelir, İbrahim Dede ölür. Kureyş'in melekleri bedenini alması için torunu tıpkı vasiyetindeki gibi Horoz Tepesine götürücektir.  Bedeninin kokması ve çürümesi yedinci günde olur. Torunu altı gün bekler. Altıncı gün öyle bir tören olur ki tüm insanlık başına.

İris adlı öyküde ünlü İtalyan yazar Italo Calvino'nun anısını yazıldığı belirtilmiş. Aslında bu atıf bir imgesellik taşımaktadır. Italo Calvino'nun Görünmez Kentler adlı anlatı kitabı Kubilay Han ile uzun sohbetlerini -bazı anlarda ise rüyaları- konu alırken burada Timur isimli -yine bir hükümdar adı-  karakter göze çarpıyor.

İris Yunan mitlerine göre yeryüzü ve gökyüzü arasında haber taşıma görevi olan bir tanrıçadır. İnan Çetin'in bu öyküsünde İris, Timur'a artık Nuh gibi bir geminin yapılmasından bahsedince,  Nuh'un gemisi Timur'un rüyasına girer. Öykü dışı anlatımına göre tufanın habercisi ve koruyucu olan gemi, öyküde tam tersi bir şekilde işleniyor.  İnsan pisliğiyle dolu bir gemi vardı, fakat insanı kurtaracak yine bu pislikti. Postmodern anlatım tekniklerinin tüm maharetlerini kullanan İnan Çetin, bu kısa öyküyle güçlü ve çözmeyi seven okuyucu peşinde.

Yazarımız, öykülerdeki karakter adlarının Fars-Arap kökenli olmasına özellikle dikkat etmiş gözüküyor. Talihli Kuşlar Hanı öyküsünde ölecek olan Nezir, Arapça'da 'adak' anlamına gelmektedir. Zaten hikâyeyi okuduğunuzda da göreceksiniz ki, karakterin kaderi isiminde gizlenmiş. Öykülerin bütününde ise karakterlerin bireysel zayıflıklar ve toplum dışı davranmaları göze çarpmaktadır.

''Kureyş'in Kurtları neden okunmalı?'' diye bir soru soru sorulsaydı eğer, aslında tek bir coğrafyanın değil, doğu kültürünün ve geleneklerinin efsanevi masallarını içinde bulabileceğiniz kitaplardan bir tanesi cevabını verebiliriz. Doğu'yu ve Ran kalesini içinizde hissedebilirsiniz. Büyülü gerçekçiliğin tadını alacağınız ve gerçeklik hissiyatından asla kopmak istemeyeceğiniz öyküler...

İnan Çetin ve Kureyş'in güzel kurtları.